Ve tüm tepeler zapt edilmişti!

01

Birkaç hafta önce İstanbul Bodrum arası seyahat ettim. Sanırım uzun zamandır ne uçağa biniyor, ne de bindiğimde pencere kenarına denk geliyordum. Kucağımda okumaya niyetlendiğim kitabım ve kulağımda müziğimle yolculuğa hazırdım… hazırdım ama pencereden göreceğim manzaraya hazır değildim. Kitap okumak hikaye oldu. Yaklaşık 50 dk. süren uçuş boyunca fotoğraf çekip ah çektim.

Eğer daha önce bilmiyorduysak, PDC kursunda orman alanların verimliliğin kaynağı, verimim aktığı alanın da ovalar olduğunu öğreniriz… hani şu coğrafya dersinden bildiğimiz alüvyonlu deltalar var ya, işte onlar.

02İnsanoğlu tarımı icat eder

Tarihi ileri sardığımızda artık bırakın ovaları, tüm tepelerin çırılçıplak soyulduğunu görüyoruz. Uçağın kalkışından hemen sonra karşılaştığım manzara beni çok şaşırtmadı zira kent çeperinde olan tarım ve endüstri beklediğim bir şeydi. Nitekim benek benek tesis inşaatları ve tarım arazileri mevcuttu. Bir de yollar yollar… Kıyıların arkasında, ovaların ortasında onları yarıp geçercesine açılmış yollar. Yara izi gibi duruyor yeryüzünün üzerinde.

Ne zaman İstanbul sınırlarından çıktık? Ne zaman Marmara sınırından çıktık? Tarım ve endüstrinin önüne geçebilmiş hiçbir sınır göremedim. İstanbul’dan taa Bodrum’a kadar tüm yeryüzü parsel parsel bölünmüş, bitki örtüsü üzerinden yırtılmış ve toprak kavurucu güneş ve UV ışınlarının gazabına terk edilmişti. Adı tarım.

04Toprağın üzerindeki bitki örtüsünü kaldırıp onu savunmasız bırakmanın ne kadar kötü bir şey olduğunu bilseniz inanın siz de oturur ağlarsınız yapılana. Dahası, tüm ovaların parsellenmesi yetmezmiş gibi tüm tepeler de tecavüze uğramış durumdaydı. Manzara halen ne kadar ilkel olduğumuzu gösteriyor. Daha, daha, daha fazla gıda. Kente acil yetiştirilmesi gereken, toprağın içindeki canı kentteki çöpe çeviren gıda.

Bir alternatif daha olduğunu göstermekten başka çaremiz yok. Naifçe balkon bahçeleri, saksıda baharatlar yapmaya devam edeceğiz. Elimizden geldiğince kente akan o kaynağın çöpe değil, tekrar kaynağa dönüşmesini sağlayacağız. Bunu yapmak zorundayız yoksa erozyon, açlık, salgın hastalıklar ve savaştan başka bir geleceğimiz olamaz.

Reklamlar